“ Ezber ” bir rüya ile başladı…
Yıllardır hep onların özgürlüğü için kendi çapımda bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Bu yolda güzel dostlar biriktirdim kendim için ama bu bana yetmiyordu. Yeterince yardım edememek beni çok üzüyordu. Büyük bir kalp arsızlığı ile onlar için hep daha fazlasını istedim. Durmadan hep hayaller kurdum. Belki dedim “ bir gün onların yaşadıklarını biz yaşarsak onları daha iyi anlarız…” Ya bir gün aynı acıyı biz yüreğimizde yaşarsak? Onları Ezber ’e öldürmeye yine devam eder miyiz acaba? İzlediğim şahane bir belgeselde “ Empatiyi öğrenmek zorundayız ” diyordu. Evet! ya bize yapılsaydı?
Çıkış noktamı buldum.
Daha da uykusuz geceler başladı. Kalp ve mide kasılmaları ile gördüklerimi kaleme almaya başladım. Sonra sıra hayallerimi ete, kana, cana büründürmeye gelecekti. Heyecanım çok büyük. Bu sene, neslimizin onları ilk kez organize şekilde öldürmeye başladığı Hayırsız Ada vakasının 100. senesi. 100 senedir onları öldürüyoruz. Tabii ki bu filmden sonra da öldürmeye devam edeceğiz.
Türümüz Ezber’e öldüren tek tür.
Ama belki birkaç kişinin kalbine dokunmayı başarabilirim. Sadece onlar için…
Çocukluk hayalim gerçek mi oluyor acaba?
Tesadüfler bizim her şeyimiz.
Tolga ÖZTORUN
Burası ISTANBUL!
Ekim 2008
|